Sağlığınız İçin Aptal İnsanlarla Çalışmayın!

2 Ay’da 75 Bin TL!

Her şey yeni bir tecrübe insan için. Bugün ilk defa tecrübe ettiğim bir konu üzerine yaklaşık 75bin TL’lik bir Kosgeb desteği aldık firma olarak. Projeyi tek başına yazarken hissettiğim şey firmamın çıkarlarını savunmak ve sahiplenmekti. Hislerimin uyandırdığı heyecan doruk noktasına ulaştı ve neredeyse hiç kesinti yapmadan destek vermeyen Kosgeb, hiç kesinti yapmadan yaklaşık 75 bin TL vermeyi taahhüt etti. Yarın taahhütnameler imzalanacak ve satınalmalar başlayacak.

Bu aşamada şunun farkına vardım ki Kosgeb’in ne olduğunu bilmeden hep öz sermayeden tüketmeye devam eden binlerce firma var. İnsanlar tabi ki öz sermayelerinden tüketecekler fakat bir kurum size geliştirdiğiniz bir proje karşılığında harcamanızın %50 sini geri ödemesiz vermeyi teklif ediyorsa bence geri çevirmeyin. Zira habersizce kendini tüketen binlerce firmadan biri olursunuz. Tabi ki bu söylediklerim Kobiler için geçerli.

Öyle ki bunun Tübitak‘ı var, Kalkınma Ajansları var, Dış Ticaret Müsteşarlığı var hatta Avrupa Birliği var. Vakit imkanları değerlendirme ve işleri geliştirme vakti. Acele edin! Bilmiyorsanız bir bilene sorun. Ama işinizi geliştirmek için sunulan fırsatları kaçırmayın. Bugün 75 bin, yarın 1 milyon dolar!

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü

Eğitim “Dış Ticarette İş Alanları ve Para Kazanma Yolları”

Tarih : 21 Ekim Cumartesi – Saat 10:00- 18:00

Yer : Grida City Otel ( Rixos DownTown Karşısı )

Bilgi ve Kayıt için:

Faruk KURUCAN: 0530 979 46 93

Fatih ÖZMEN: 0532 765 89 00

Ücret :50 TL

Not: Kontenjanımız sınırlıdır.

Katılım Belgesi verilecektir.
———————————————————————————————

Başlık : DIŞ TİCARETTE İŞ ALANLARI VE PARA KAZANMA YOLLARI

Amaç :
Ülkemizin dış ticaret hedefleri çok büyük. Dünya üzerinde bulunduğumuz konum açısından bu hedeflere ulaşmak hiç zor değil. Ancak bu alanda ulusal ve uluslararası kanun ve teamüllerin imkan verdiği uygulamaların hepsini ne yazık ki kullanmıyoruz. Devamını oku

Ajans Press Arşivi

Seminer “Takım Çalışması”

Genç MÜSİAD Antalya Şubesi Gelişim Seminerleri Dizisinin 6.sı olan “Takım Çalışması” konulu semineri ‘Eğitmen – Danışman’ Nebi ACAR tarafından gerçekleştirecektir. Gelişime açık tüm dostlarımızı eğitime bekliyoruz. Ücretsiz ve herkese açıktır.

Bilgi Tel. 0(242) 321 41 41

-Genç MÜSİAD Antalya Eğitim ve Sosyal Faaliyetler Komisyon Başkanlığı-

Eğitimin amaçları:

• Katılımcılara etkin takım çalışmasının yararlarını ve takım çalışmasına etki eden faktörleri aktarmak,
• Dinleme, fikir paylaşma, geribildirim alma ve verme, çatışmaları atlatma konularındaki becerileri geliştirmek
• Takım çalışması yapmaktaki becerilerin değerlendirilmesini ve gelişim alanlarının belirlenmesini sağlamak
• Takım çalışması yapma yetkinliğinizi grup çalışmaları yardımıyla geliştirmek
• Eğitimde geliştirdiğiniz becerileri kurumunuza taşımak için kişisel aksiyon planı geliştirmenizi sağlamak

Kimler katılmalı?
Şirket sahipleri, Ekip liderleri, bölüm müdürleri ve şirketlerde takım yönetme sorumluluğu taşıyanlar ve bir takımın parçası olarak çalışanlar, öğrenciler.

Şuradan bir öğrenci bir Müjgan alır mısınız?

Göndermiş olduğum “şuradan bi öğrenci”nin üstü gelmiş değil. Yirmibeş kuruşun hayatımda değerli olduğu zamanları yaşıyorum. Normal hayatta dönüp bakmayacağım ya da uzanıpta erişemeyeceğim insanların teninin kokusu burnumda. Dolmuştayım. Hava çok soğuk ama biz çok sıcağız çünkü çok yakınız. Kimse şikayetçi değil. Belki de herkes ısınabildiği için memnun hayatından.  Aynı araca babam binse ve “şuradan bir emekli uzatır mısın yiğenim” dese tanıyamam. O derece.

Biz yakınlığımızı ısınarak avantaja çevirirken o sırada arkalarda oturmakta olan bir çocuktan “anneeaa bak müjgan teyzeeee” diye bir feryat kopuyor. Hepimiz Müjgan teyzeye bakıyoruz. Görünce kendinden geçilecek kadar değil, çocuk işte diyorum. Aynı çocuk “annneea ben Müjgan teyzenin kucağına oturdum” diye bağırarak hayatında ki gelişmeleri bizimle de paylaşıyor. Müjgan teyze tafından dürtülen ve annesi tarafından gözleri büyütmek suretiyle yapılan ‘sus artık’ temalı mimiklere maruz kalan çocukla annesi arasında geçen bağrışmadan yeni bir şey daha öğreniyoruz. Müjgan teyze saçlarını boyatmış. “Hem de sarıyaaaaaaa” çocuk işte. Ortamda ki gerilim ve Müjgan teyzenin popülerliği doğru orantıda artmaya devam ediyor. Hepimiz rahatsızız.

Ayakta durabilmek için tüm kaslarımı çalıştırdığım bir anda kırmızı deri görünümlü bir çantanın beni taciz ettiğini görüyorum. Sesimi çıkartmıyorum. Oksijen kullanmadan seyahat edilebilen tek yer olan dolmuşta seyahatimiz sürüyor. Ses seviyesini ayarlayamayan çocuk aniden yüzden geriye doğru saymaya başlıyor. Artık korkuyoruz. Hep bir ağızdan “müsait bi yerde” diye bağırmak ve koşarak uzaklaşmak istiyoruz. Bağıramıyoruz. Aramızda bağıran biri var zaten, ne haddimize bağırmak. Bir an içimden çocukla beraber saydığımı fark ediyorum. Yanlış sayarsa krizi fırsata çevirmek ve “zaten bilmiyorsun sus artık” diye çıkışmak istiyorum. Otuz dokuza  geldiğinde Müjgan teyze sağ olsun susturuyor çığırtkan çocuğu. Çocuk susuyor ama gözlerine bakılırsa yeni bir çıkış aradığı belli. Ve çıkıyor, “Müjgan teyze hadi seninle ladese girelim” Ladese girin bir daha da çıkmayın demek istiyorum. Çocuk “ hadi yaaaa.. sakızına haaa” diyerek Müjgan teyzeyi ikna etmeye çalışıyor. Burada ki ‘sakızınaa haaa’ çocuk için şu anlama geliyor; ‘daha ne olsun, sakız lan  işte’ hayatta ki ulaşmak istediği en son nokta sakız olan bir çocuğu dinleyerek arkadaki boşluklara ilerliyoruz. Neyse ki içerisi babamı tanıyabilecek kadar rahatladı. Babama sarılmak, ağlamak, feryat etmek ve çocuğu dövmesini söylemek istiyorum. Gözlerim babamı arıyor. İnmiş galiba. Neyse baba evde görüşürüz.

Beni taciz eden kırmızı deri görünümlü çantanın sahibi dolmuştan inip hemen bir keyif sigarası yakıyor. “hepiniz aynısınız” demek istiyorum. Kullanılmış hissediyorum. Kendi derdimden daha önemli olan ve gereksiz çıkışlarla ortamı geren çocuğa dönüyorum. Önlüğüne meyve suyu döken Emre’yi nasıl dövdüğünü, Sibel’in aslında kendisini sevdiğini ama belli etmediğini, kitaplarını okulun bahçesine saklayıp taşımaktan kurtularak nasıl bir zeka örneği sergilediğini , Çarşamba günü yok yok Perşembe günü ladeste Özge’yi yenerek nasıl sakız kazandığını hızlı ve hararetli bir şekilde anlatıyor. Dinliyoruz. “Yeter ulan artık eşşoğlueşşek ”demek istiyorum. Diyemiyorum. Annesi var. O kadar gürültüye sebep olan bir çocuğun annesi bir şey demediğine göre biz bir şey söylersek annesinin çocuğunu savunacağını tahmin ettiğimiz için gereksiz bir gerginlik yaşamak istemiyoruz. Zaten gerekli bir gerginlik yaşıyoruz.

İki durak sonra ineceğim. Elimde ki kitabı çocuğun kafasına vurup bayıltmak için planlar yapıyorum. Kafamın içinden geçenler şöyle; “Durakta lütfen” diye bağırıyorum. Dolmuş yavaşlıyor ve kapı açılıyor. O anda kitabın keskin köşesini çocuğun ense köküne indiriyorum ve koşarak uzaklaşıyorum. Ertesi gün manşetlerdeyim. ‘o bir halk kahramanı ’ yaptığım hizmetten ötürü üstün hizmet madalyası alıyorum. Vatana hizmet etmiş olmanın gururuyla omuzlarda gezdiriliyorum. Büyükşehir Belediyesi bir yıl boyunca ücretsiz seyahat etme hakkı veriyor. Buna sevinmeli miyim yoksa üzülmeli miyim bilemiyorum. Bir an belediye başkanına “ başkanım bu ücretsiz seyahat kartını satabilir miyim?” diye somak istiyorum. Sonra “neyse neyse şimdi basının önünde sormiyim, ayıp olur, Ben bunu bi şekilde okuturum zaten ”diye içimden geçiriyorum.

Hayallerimde yaşadığım gurur tablosunu “Durakta inecek olan arkadaş, hoopp bilader” diye bağıran şoför kesiyor. Dalmışım. Kapı açık. Herkes inmemi bekliyor. “Bu son şansın, hadi artık bitir şu işi” diyorum. Kitabı sıkıca kavrıyorum, veee tam kaldıracakken, “saçmalama lan, manyak mısın?”diyorum kendi kendime. Çocuğa travmalar yaşatacak, erken boşalma sorunlarına kadar götürecek olan bir bakış atıyorum. İnerken elinde ki kitabı, çantayı, şemsiyeyi sıkıca tutan ve ani bir darbeyle vurup kaçmak isteyen yoldaşlarımı görüyorum. Gurur duyuyorum. Benim yapamadığımı yapacaklarını hayal ederek asil bir lider gibi basamaktan iniyorum. O kartı istiyorum haberiniz olsun.

Kısaca “MÜSİAD”

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD); hakkın ve hukukun, adaletin ve eşitliğin, barışın ve güvenin, refahın ve mutluluğun sağlandığı; tarihe ve topluma mal olmuş mahalli ve evrensel değerlerin korunduğu, gözetildiği; kendi içinde bütün, bölgesinde etkin, dünyada saygın bir Türkiye için yola çıkan hassasiyet sahibi iş adamlarının, 5 Mayıs 1990 tarihinde İstanbul’da kurdukları bir “İŞADAMLARI DERNEĞİ”dir.
Kişilerin ve kurumların, ülkemizin ve toplumumuzun, bölgemizin ve dünyanın sosyal ve kültürel, siyasal ve ekonomik, bilimsel ve teknolojik kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla oluşturulan bir “GELİŞİM-DİYALOG-İŞBİRLİĞİ-GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU”dur.

Türkiye genelinde 30’a ulaşan şube sayısı, 45 farklı ülkede yaklaşık 100 irtibat noktasıyla 3000’den fazla üyeyi ve GSMH’ya yaklaşık 35 milyar dolar, ihracata ise yaklaşık 10 milyar dolar katkısı olan, yaklaşık 750.000 kişiye istihdam sağlayan ve yıllık ortalama 3 milyar dolara yakın yatırım yapan 15.000 işletmeyi temsil eden; iş dünyası için olduğu kadar toplumun diğer kesimleri için de örnek bir eğitim, rehberlik, danışmanlık merkezi haline gelen, uygulama ve çalışmalarını profesyonel düşünce zeminine oturtan, kurumsal kimliğini tamamlayarak, bunu ISO 9001:2000 Kalite Belgesi’yle tasdik ettiren güçlü bir “SİVİL TOPLUM KURULUŞU”dur.

Seminer – “Gerçek Hayatta Beden Dili”

Genç MÜSİAD Antalya Şubesi Gelişim Seminerleri Dizisinin 5.si olan “Gerçek Hayatta Beden Dilii” konulu semineri ‘Eğitmen – Danışmanı’ Fatih ÖZMEN tarafından gerçekleştirecektir. Gelişime açık tüm dostlarımızı eğitime bekliyoruz. Ücretsiz ve herkese açıktır.

Bilgi Tel. 0(242) 321 41 41

-Genç MÜSİAD Antalya Eğitim ve Sosyal Faaliyetler Komisyon Başkanlığı-

Gündem


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.